İLK YARDIM BİLGİSİ
İLK YARDIM BİLGİSİ
Genel olarak ilk yardım denilince aklımıza ilk yardım çantamızın olup olmadığı ya da ABC kuralları gelmektedir. Yanılmıyorsam 2002 yılıydı, Davras’da kayak yaparken, Denizli’li dağcı arkadaşlarımdan biri olan Burak, bana sırt çantasını işaret ederek “İlk yardım malzemem olmadan dağın yanından bile geçmem !” demişti. Ne kadar da doğru bir davranış. Yazıyı okuyan herkesin ilk yardım çantası olduğunu, ABC’yi uygulayabildiğini varsayıyorum.
Doğa sporlarında, özellikle de dağcılıkta 2000 metrenin üstünde olduğunuz için size birlikte tırmandığınız dağcılardan ya da kendinizden başkası ilk yardım yapamaz. Bu sebeple nedenle özellikle kırık, çıkıklarda nasıl davranmanız gerektiğini, açık yaralanmalarda kanın atar damarlarınızdan mı yoksa toplar damarınızdan mı geldiğini hemen anlamanız, gerekli tedbirleri almanız gerekir. Örneğin; turnike uygulama ne demektir, nasıl yapılır? Güneş altında gereğinden fazla kalmanın veya hipotermianın belirtileri nelerdir ? vb. sorulara cevabınız; “bilmiyorum” ise lütfen piknik haricindeki doğada yapılan etkinliklere katılmayınız. Eğer bu tür bilgileri edinmezseniz hem kendi yaşamınızı hem de başkalarının yaşamını tehlikeye atarsınız.
“Ben ilk yardımı bilirim fakat doğada hiç uygulamadım” diyenlere ise önerim, ilgili konularda yazılan kitapları okumaları, tecrübelilerin anılarını dinlemeleri, hayal güçlerini kullanarak kaza anlarında nasıl davranabilecekleri konusunda kendilerini hazırlamalarıdır. Hayal gücüne örnek olarak, batonlardan, çanta pollerinden atel yapmak, boyun atkısından incinen kolu askıya almak vb. bir çok şey söylemek mümkün. Özellikle turnike için uzunca bir serum lastiğinin pek yer tutacağını sanmıyorum.
Özetle doğada kaza geçirdiğinizde doktor, hastane, vb. tüm gerekenler “sizsiniz!”. Ona göre hazırlığınızı ve eğitiminizi sürekli geliştirin.
ASLA YAPILMAMASI GEREKENLER
Enerjimizi Plansız Kullanmak !
Vücut enerjimizi tıpkı bir cep telefonu bataryasına benzetebiliriz. Olağan günlerde bataryanın bitmesi pek sorun olmaz. Ancak eğer önemli bir anda telefonumuzla konuşmaya ihtiyacımız olursa ve batarya bitiverirse…Hem kendimiz hem de karşı taraf zor durumda kalabilir.
İşte dağcılıkta yapılan en büyük hatalardan biri de enerjinin yarısından fazlasını dağın doruğuna varana kadar harcamaktır. Bu nedenle bir çok dağ kazası, sanıldığının aksine doruktan dönüşte gerçekleşir. Enerjinizi doruğa çıkış ve iniş arasındaki sürelere eşit ölçüde yaymaya çalışın.
Tırmanışa %50 ve inişe %50 enerji ayırmak yeter mi? Elbette hayır. Çünkü bazen etkinliğiniz nesnel ya da öznel bir etken nedeniyle planladığınız sürede bitmeyebilir. Örneğin arkadaşınızın yükünü ya da kendisini taşımasına yardım etmek zorunda kalabilirsiniz. İşte böyle durumlarda enerjinizden bir kısım payı beklenmeyen durumlar için ayırmalısınız.
Denetimimizi kaybetmek !
Bildiğiniz gibi adım atarken bir ayağımız yere basar, aynı anda diğer ayağımız havadadır, işte tam o anda bastığımız ayağımız kayarsa iki ayağımız havada kalır ve düşeriz. Buraya kadarını herkes biliyor. Şehirde üstümüzü toza bulayan bu basit düşüş dağda ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple dağda ister adım atarken, ister rota seçerken denetimimizi kaybetmemeliyiz. Denetim kaybı çoğunlukla yorgunluktan, ürküden, psikolojik nedenlerden kaynaklanır. Özetle etkinliğimizi olumsuz yönde etkileyecek öznel etkenleri en aza indirgemeye çalışmalıyız.
Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışmak !
Çıkacağımız rotaları bizden önce çıkan, yaşadığımız ve yaşayacağımız sorunları bizlerden önce yaşayan dağcıları dikkate almalıyız. Eğitimimizi ayrı ya da değişik bir yerden almış, kendimize güvenen, deneyimli bir dağcı olduğumuza inansak bile, geldiğimiz bölgedeki ve tırmanış yapacağımız bölgedeki yetkilileri bulup, onlarla bilgilerimizi paylaşmalıyız. Bu tür bir paylaşım bizim güvenliğimizi sağlayacaktır. Örneğin ben günübirlik yürüyüşlerde bile bölgemde en deneyimli gördüğüm TDF İl Temsilcisi Durmuş Uçgun’u, gidiş ve dönüş rotam vb. konularda etkinlikten önce ve etkinlik bitiminde kesinlikle bilgilendiririm. Bilirim ki bir kaza geçirsem beni zamanında kurtarabilecek deneyim ve donanıma sahip tek kişi Durmuş Uçgun’dur. Sizlerde tırmanış yapacağınız yerlerde etkinliğinizden önce ve sonra yeterli gördüğünüz kurum ve/veya kişileri bilgilendirmelisiniz. Önemli olan, bilgilendireceğiniz kişi ya da kurumun adı değil, acil durumlarda size ne ölçüde destek olabileceğidir.
Atılganlığımızı bilgisizliğimizin komutasına vermek !
Aynı ilk yardım bilgisi bölümünde yazdığım gibi, belirli bir eğitim ve deneyime sahip olmadan doruk sevdasına düşersek, ataklığımız ve sezgilerimiz bizi kazaya sürükleyecektir. Dağ kayıtsızdır. Biz tırmansak da tırmanmasak da dağ hep yerinde durur. Oysa bizleri bekleyen bir gelecek vardır. Sorumlu olduğumuz insanlar bizim incinmemiz durumunda dağ gibi kayıtsız kalmayacaklardır. Hem kendimize hem de çevremize saygımız varsa, bilgi ve deneyime saygı göstermeliyiz. Tırmanırken bunları özümsemeliyiz.
Gittiğimiz çevreye saygısızlık !
İster canlı ister cansız olsun gittiğimiz çevreye saygı göstermeliyiz. Bizler için komik olan bir olgu, oradakiler için onursal olabilir. Doğada bıraktığımız bir gıda ambalajının ayrışması yüzlerce yıl sürebilir. Her istediğimiz objenin fotoğrafını çekemeyiz. Çevremizi de kendimizi önemsediğimiz kadar önemsemeliyiz.
0 yorum yazılmıştır